00:00 · Açılış: “AI deliryumu”

  • DHH, Austin’e bir ay önce 5 saatlik bir podcast için geldiğini söyleyerek açıyor.
  • Kendi coşkusuna “AI psikozu” teşhisi konabileceğini kabul ediyor, ama kendisi bunu “AI öforisi” olarak adlandırmayı tercih ediyor.
  • Bilgisayarlarla çalıştığı süre boyunca gördüğü en heyecan verici şeyin bu olduğunu söylüyor. Bir yandan da son durumun ne olacağını kimse bilmediği için bunun tedirgin edici olduğunu kabul ediyor. Yapılan her tahmin kısa sürede eskiyor.

01:50 · Portre ressamlarından AI için ders

  • 18. yüzyılda portre yaptırmak saatlerce poz vermek, ressamın aylarca çalışması demekti. Örnek olarak Joshua Reynolds’ın 1781 tarihli Waldegrave hanımları portresini gösteriyor. Aynı konu için yapılan önceki bir tablonun bilek göründüğü için müşteri tarafından reddedildiğini anlatıyor. Müşteriyle çalışmış herkesin Reynolds’a hak vereceği esprisini yapıyor.
  • Bu hizmete yalnızca üst burjuvazi ve kraliyet aileleri erişebiliyordu (Goya’nın İspanyol kraliyet ailesi portresi).
  • Ressamlar yüzyıllar boyunca tekniklerini ancak küçük adımlarla geliştirdi.
  • Fotoğraf 1840 civarında ortaya çıktı. Buna rağmen Danimarkalı ressam Laurits Tuxen 1886’da Danimarka kraliyet ailesinin portresine 3 yıl harcadı. Tablo hâlâ Kopenhag’da asılı.
  • 1900’de Eastman Kodak, yaklaşık 1 dolarlık Brownie kamerayı çıkardı. Fotoğraf kitleselleşti.
  • Ressamlar gerçekliği birebir resmetmenin artık ekonomik bir beceri olmadığını gördü ve yön değiştirdi: Picasso ve kübizm, Skagen ressamları ve empresyonizm. Teknoloji değişimi yaratıcılıkta bir patlamaya yol açtı.
  • Kişisel bağ: Laurits Tuxen, DHH’nin büyük büyük dedesi. Gösterdiği tablodaki pembe elbiseli kadın, büyük annesinin annesi Yvonne Tuxen. Tuxen, 1920’lerde kendi mesleğini dönüştüren teknolojiyle, yani fotoğrafla portresini çektirmiş.
  • Teknoloji sıçramalarla ilerliyor: Brownie’den sonra 80 yıla yakın büyük bir değişim olmadı. DHH, 1979’da doğduğu dönemden ancak birkaç çocukluk fotoğrafı olduğunu, bunların 1925 Leica’sına çok benzer kameralarla çekildiğini anlatıyor.
  • Sonra dijital ve telefon kameralarıyla fotoğraf sürtünmesiz hale geldi. 2026’da yılda yaklaşık 2 trilyon fotoğraf çekiliyor. Temel teknoloji aynı, ama bir kırılma noktası aşıldı. DHH bunun yazılım sektörüyle paralel olduğunu söylüyor.

11:20 · 24 Kasım 2025: Çağımızın Kodak Brownie’si

  • DHH’ye göre dönüm noktası 24 Kasım 2025’te Opus 4.5’in çıkışı. İlk kez pek çok kişi, karşılayabileceği bir araçla yeni bir zekâ türüyle eşli yazılım geliştirmeyi deneyimledi.
  • Tarih kitaplarının bu günü “agent çağı”nın başlangıcı olarak işaretleyeceğini düşünüyor.
  • Birkaç ay sonra benzer zekâ açık ağırlıklı modellerde geldi. Kimi K2.5’i hızlı modda, saniyede yaklaşık 200 token ile uzun süre kullandığını söylüyor.

12:43 · Hayal kırıklığı dönemi ve ardından gelen sıçrama

  • Şubat ile Mayıs arasında yeni modeller geldi ama geri adım gibi hissettirdi. Opus 4.6’ya olumsuz tepkiler oldu. Benchmark’larda beklenen sıçramayı yapmayan bir OpenAI sürümünden sonra “bitti” havası esti.
  • Fotoğraftaki 100 yıllık duraklamanın aksine bu dönem sadece Haziran’a kadar sürdü. Haziran’da Fable 5 ve Mythos geldi.
  • DHH için asıl değişim burada yaşandı: agent’a bir iş verip çıkan sonucu doğrudan merge etmek isteyecek noktaya gelmek. Uygulamayı yönlendirmeden problem veya fikir verip çözülmesini izlemek.
  • Eylül’de GPT-6 Astra çıktı ve Anthropic’in frontier zekâda tekel olacağı endişesini giderdi. Bir hafta sonra DeepSeek-4-1 Flash, frontier zekânın yalnızca büyük Amerikan şirketlerine ait olmayacağını gösterdi.

16:02 · 10x programcıdan 1.000x programcıya

  • “10x programcı” tartışması 1968’de ACM’de yayımlanan bir çalışmaya dayanıyor. En iyi ve en kötü programcı arasında 5x ile 30x arası, ortalama 10x fark ölçülmüştü. Sektör bunu 45 yıl tartıştı.
  • DHH’ye göre bugün, bu araçları kullanmayan en kötü programcı ile kullanan en iyi programcı arasında 100x fark olduğunu söylemek tartışmalı değil. Kendisi farkın 1.000x olduğunu öne sürüyor.
  • Bunun şirketler arası rekabet ve bir işe başlamak için gerekenler açısından ne anlama geldiği sorusunu açık bırakıyor.

18:13 · “Yapmadığım şeylere bakın”: Rails anı

  • Son 20 ayda, önceki 21 yılın toplamının yarısı kadar kod yazdığını söylüyor.
  • Satır sayısının belirsiz bir ölçü olduğunu kabul ediyor. Bir satır Ruby’nin Rust veya C++’ın bir satırından çok daha değerli olduğunu belirtiyor.
  • 2005’te Brezilya’daki bir sunumundan 21 yıllık bir klip gösteriyor. O sunumda Rails’in konfigürasyon yazmaya gerek bırakmamasından, route ile controller’ın ve action ile template’in otomatik eşleşmesinden, yani yazılmayan koddan heyecanla bahsediyor.
  • Bugünkü heyecanının kaynağının da aynı olduğunu söylüyor: artık yapmak zorunda olmadığımız şeyler. Yaklaşık 5 aydır neredeyse hiç kod yazmadığı halde her sorunu, her küçük rahatsızlığı çözebildiğini anlatıyor.

20:45 · 37signals elle kod yazmayı bırakıyor

  • Birkaç hafta önce 37signals’ta elle kod yazmayı normal iş akışı olarak bırakma kararı alındı (“pencils down”).
  • Elle kod yazmak artık istisnai bir durum. Sentry’de bir hata görmek gibi değerlendiriliyor: agent neden istenen sonucu üretemedi? Gerekirse kısa süre elle müdahale ediliyor, ama asıl iş “makineyi”, yani üretim sürecini düzeltmek.
  • Salona haftada ciddi miktarda elle kod yazanları soruyor. Yalnızca 5 kadar kişi el kaldırıyor.

22:12 · Basecamp 5’i vibe-coding ile geliştirmenin dersleri

  • Bu kararı 2-3 ay önce açıklasaydı çoğu kişinin tuhaf karşılayacağını, şimdi ise zaten olanı tespit ettiğini söylüyor.
  • İlkbaharda Basecamp 5’in son özelliklerini tasarımcılara vibe-coding ile yaptırmayı denediler. Tek tek PR’lar makul görünüyordu. 20-30 tanesi bir araya gelince mimari delik deşik oldu.
  • O zaman “teknoloji hazır değil” deyip manuel review’a döndüler. DHH bunun yanlış bir sonuç olduğunu söylüyor: kısa süre sonra gelen Fable ile büyük ihtimalle işe yarayacaktı.
  • Ona göre bu dönemde tek ciddi soru şu: bu zekâ patlamasından en fazla verimi nasıl alırız? Diğer bütün sorular bunun altında kalıyor.
  • Basecamp 5 çıktı. Agent’larla hızlandırılmış ama hâlâ çok miktarda elle yazılmış kod içeriyor.

24:04 · HEY’i native uygulamalar olarak yeniden yazmak

  • HEY’in yeni sürümü üzerinde çalışıyorlar (adı henüz belli değil).
  • İlk karar: HEY artık bir web uygulaması olmayacak.
  • DHH’ye göre HEY hiçbir zaman gerçekten web uygulaması olmak istemedi. Web, küçük ekiplerin verimli olabilmesinin yoluydu. Küçük bir ekibin 6 native uygulamayı kendi framework’leriyle sürdürmesi imkânsızdı. React Native ve Hotwire Native de bu yüzden vardı: biraz kaliteden ödün verip verimlilik kazanmak için.
  • Arka planda yaklaşık bir hafta önce başlatılan 6 native uygulamanın demosu oynuyor.
  • Artık kod yazılmadığı, ama çok sayıda prompt verildiği için yüksek kaliteli native uygulamalar küçük ekiplerle mümkün hale geliyor.
  • Zorunluluk, kolaylık, ekip büyüklüğü veya kaynak yüzünden web olan pek çok uygulamanın native’e geçeceğini, çünkü bunları geliştirmenin maliyetinin sıfıra yaklaştığını öngörüyor.
  • Windows uygulaması için ilk prompt’un çıktısını ve 20 dakika sonraki düzeltilmiş hâlini karşılaştırıyor.
  • Shopify’ın Shop uygulamasını, React Native’den native’e yaklaşık 6 kişilik küçük bir ekiple ve kısa sürede yeniden yazdığını örnek veriyor.

28:14 · HEY’in backend’ini agent’larla yeniden düşünmek

  • Backend tarafının kendisi için zor olduğunu itiraf ediyor, çünkü cevap Rust.
  • Rust’ı son 40 yılın en çirkin dili olarak gördüğünü, insanlara yazdırmanın insafsızlık olduğunu esprili bir dille anlatıyor.
  • Ama koda hiç bakmak zorunda değilse Rust’ı sevdiğini söylüyor: 30-100 kat daha hızlı uygulamalar, çok küçük binary’ler, milisaniyenin altında açılış. Agent’lar Rust’ı iyi yazıyor. İş bölümü net: o ne istediğini söylüyor, agent Rust’la yazıyor.
  • Ön yüz native olunca HTML render eden bir web uygulamasına gerek kalmıyor. Geriye kalan kod, özünde olduğu şeye, yani bir mail sunucusuna dönüştürülüp Rust’la yazılıyor.
  • Sonuçlar: %99 daha az CPU, %95 daha az bellek. 10 sunucu yalnızca yedeklilik için var. Kaba hesaplarına göre HEY’in en yoğun trafiği tek bir Raspberry Pi ile karşılanabilir.
  • Agent’larla çalışmanın en iyi yolunun asenkron olduğunu söylüyor: sohbet ekranında token beklemek yerine, bir iş arkadaşına iş verir gibi görevi verip hazır olunca review etmek. Bunu Basecamp içindeki agent’larla denediklerini anlatıyor.
  • Görev yerine sonuç veya problem verilebilen zekânın yalnızca birkaç aylık olduğunu, bu yüzden doğru çalışma biçimini henüz kimsenin bilmediğini vurguluyor.

33:04 · Ruby ve Rails’in yeri ne olacak?

  • HEY için cevap net: ön yüzde native, backend’de Rust.
  • Ama bu kalıba uymayan çok sayıda uygulama var. Web, kimseden kurulum istemediği için harika bir platform. Uygulama yüklemeyecek, geçici müşterilere dayanan milyonlarca iş var.
  • Rails bu alanda güçlü konumda:
    • Convention over configuration doğrudan token verimliliği sağlıyor.
    • “Tek geliştirici framework’ü” hedefi, agent çağının talep ettiği şeyle, yani tek bir geliştiricinin çok daha fazlasını yapabilmesiyle örtüşüyor.
  • Basecamp gibi, dışarıdan insanların kısa süreli iş birliği için katıldığı uygulamalar web’de kalmaya uygun. Neyin native, neyin web olacağının sınırının henüz netleşmediğini söylüyor.

34:23 · Evil Martians ve Rails Foundation ile agent eval’ları

  • Evil Martians, Rails Foundation adına agent eval’ları yürütüyor.
  • İlk versiyon agent’lar tarafından hızla %95 başarıya ulaşıldığı için doygunluğa ulaştı. Daha zor bir versiyon hazırlandı. Eval’lar, gerçek referans uygulamalar üzerinde feature kartlarının uygulanmasını ölçüyor.
  • Uyarısı: bilgisayarların nasıl çalıştığını çok iyi bilenler agent’lara fazla detaylı talimat verme hatasına düşebiliyor. Acemi bakış açısıyla, daha üst seviyeden sorular sormak daha iyi sonuç veriyor.
  • Rust bilmemesini bir avantaj olarak görüyor. Rust kodunu dışarıdan, bir kara kutu gibi değerlendiriyor. Tarih boyunca programcılara iş yaptıran her işletme sahibinin yaptığı da buydu. Değişen, sorumluluğun kimde olduğu.

36:28 · Bir ayda 150.000 satır kod

  • Son 21 yılda işinin yarısından fazlası Ruby koduydu. Bu yıl bu oran yaklaşık %3.
  • Bunun bir kısmı Rust gibi dillerin çok uzun olmasından ve agent’ın Ruby’de asla kabul etmeyeceği kadar fazla kod üretmesine izin vermesinden kaynaklanıyor.
  • Önceki 21 yılda yılda ortalama yaklaşık 30.000 satır production Ruby kodu yazıyordu. Ağustos 2026’da tek ayda 150.000 satır kod üretti. Bu, uzun dönem ortalamasının yaklaşık 60 katı. Asıl dikkat edilmesi gerekenin büyüklük mertebesi olduğunu söylüyor.

38:06 · English: Ruby’den daha çok sevdiği programlama dili

  • Ruby’den daha çok sevdiği bir dil olduğunu fark etmiş: İngilizce.
  • İngilizce ile program yazmak Ruby’den bile daha ifade gücü yüksek. Daha belirsiz ve daha az deterministik, ama büyük keyif veriyor.
  • Programlamaya sonuç almak için başladığını, sonra programlamaya aşık olduğunu anlatıyor. Geçen yıla kadar elle kod yazmayı bırakmaktansa emekli olmayı tercih edeceğini düşündüğünü gösteren eski bir klibi oynatıyor.

39:21 · Elle kod yazmaktan sevinçle emeklilik

  • Profesyonel programcılıktan (elle kod yazma anlamında) emekli olduğunu söylüyor. Tarihi yaklaşık 4-5 ay önce, muhtemelen Mart olarak tahmin ediyor.
  • Çeyrek yüzyıl boyunca elle kod yazmayı sevdiğini ve bundan keyif aldığını söylüyor. Bu dönemin pişmanlıkla değil, sevinçle hatırlanması gerektiğini savunuyor: öğrenme, tatmin ve akış halleriyle dolu bir dönemdi.
  • İddiası: elle kod yazmak bugün çoğu şirketteki çoğu programcı için artık ekonomik olarak verimli değil. Yıl sonuna kadar bu neredeyse tüm alanlar, programcılar ve şirketler için geçerli olacak.
  • Karşı tarafta yeni bir kariyer var: “şeyler yapan profesyonel”. Elle kod yazılmayacak, ama birkaç yıl öncesine kadar bilim kurgu olan bir zekâ yönlendirilerek harika şeyler üretilecek.
  • Her iki dönemi de görmüş olmayı bir ayrıcalık olarak görüyor. Delikli kartlar dönemini yaşamayı isterdi. İnternetin gelişini yaşadı, ama bu anın çok daha büyük olduğunu söylüyor.

42:49 · Agent çağı için yazılım mimarisini yeniden düşünmek

  • Yazılım mimarisi hakkında bilinen her şeyin, yani kod tabanını kolay değiştirilebilir tutma yöntemlerinin yeniden ele alınması gerekiyor.
  • En önemli araç soyutlamalardı (isim vermek dahil, en sevdiği şeylerden biri). Ama yüzlerce veya binlerce süreç aynı uygulamayı değiştirirken soyutlamalar darboğaz haline geliyor.
  • Soyutlamaların bir amacı tekrarı önlemekti. Artık tekrarın ve şeyleri senkron tutmanın maliyeti neredeyse sıfır.
  • Metodoloji soruları da açık: döngüler ne kadar uzun olmalı, kim neyi tanımlamalı? Kimsenin hazır bir planı yok. Dinleyicileri, nesne yönelimli programlamanın doğduğu an gibi yeni bir sektörün temelinde yer almaya davet ediyor.

45:23 · Kendi agent’ını getir: her uygulamanın bir CLI’ı olmalı

  • İlk AI dalgasında herkes uygulamasına bir chatbot eklemeye çalıştı. DHH buna karşı.
  • Kendi kişisel “uşağının”, yani agent’ının, CLI’lar üzerinden Basecamp’i, HEY’i ve diğer uygulamaları birbirine bağlayabildiğini söylüyor. Her uygulamanın kendi asistanına ihtiyacı olmadığını düşünüyor.
  • Konuşmanın en pratik çağrısı: her uygulamanın bir CLI’ı olmalı. Dinleyicilere, uygulamalarının CLI’ı yoksa bir sonraki cumaya kadar yapmalarını söylüyor. Artık bunun için token’ları var.
  • HEY CLI örneği: HEY aramada Elasticsearch kullanıyor. Ona göre işe yarıyor ama keyifli değil, özellikle ne aradığını bilmediğinde. Agent’larla anahtar kelime yerine kavramla arama yapabiliyor. Kiminle yazıştığını, şirketi ve yılı hatırlamadığı, spor ayakkabı ve bir podcast ile ilgili 5 yıllık bir e-postayı birkaç dakikada buldurduğunu anlatıyor.

48:05 · Omarchy: bütün bilgisayarı düzeltmek

  • “Her şeyi düzeltebiliriz” fikri artık bütün bilgisayar için geçerli. Fikirlerinin büyük kısmını Omarchy’ye koyduğunu ve bugüne kadar kullandığı en iyi sistemi elde ettiğini söylüyor.
  • Omarchy girişimi için yaklaşık 20 milyon dolar toplandı.
  • Geçen yıl Rails World’de kurulum süresi 3 dakika 33 saniyeydi. Geçen hafta AMD’den Anoush, Halo dizüstünde 35 saniyede kurdu. Laboratuvarda kurulum süresi 9 saniyeye indi.
  • Neden bu kadar hız sorusuna Mitchell Hashimoto’nun (HashiCorp ve Ghostty’nin yaratıcısı) bir sözüyle cevap veriyor: mükemmelliğin peşinde koşmak gerekçe gerektirmez.

51:21 · Tek seferde uygulamalar: hesap makinesi, yazı uygulaması, video editörü ve Hype

  • Hesap makinesi: ChatGPT’nin verdiği 3 tasarım seçeneğinden birinin ekran görüntüsünü agent’a verdi. C++ ve Qt bilmediği halde uygulama 7 dakikada hazırdı, 15 dakika sonra public repodaydı, ardından yeni bir Omarchy ISO’suna eklendi.
  • Yazı uygulaması: Mac’te yıllarca kullandığı iA Writer benzeri kendi yazı uygulamasını yaptı. Biraz daha uzun sürdü, ama agent’ın ürettiği koda bir kez bile bakmadı.
  • Video editörü: Video kırpmak için küçük bir editör yaptı, Omarchy’ye dahil edildi.
  • Hype: Bu sunumu hazırlarken kendi sunum yazılımını da yazdı. Markdown tabanlı, görselleştirme destekli, çok hızlı. Kullandığı en iyi sunum yazılımı olduğunu söylüyor.

53:53 · Performans kazancı: yarım megabayt

  • Hype’ın binary’si yaklaşık yarım megabayt.
  • Son 20 yılda bilgisayarların gelişimi insan verimliliğine harcandı. Bu doğru bir tercihti, ama uygulamalar yavaş ve şişkin hale geldi, çünkü programcı saati pahalıydı ve optimizasyona değmiyordu. Örnek: 1,2 GB’lık Spotify istemcisi.
  • Yeni dünyada her optimizasyon ulaşılabilir. Modeller bir gece boyunca çalışıp 10-30 kat iyileştirme getirebiliyor.

55:02 · AI kaygıları, güvenlik ve tahminlerin neden tutmadığı

  • Kaygıların tartışılmayı hak ettiğini, bazılarının abartılı olduğunu düşünüyor. Güvenliği gerçek bir konu olarak ayırıyor: bir şeyler geliyor ve hazırlıklı olmak gerekiyor. Araçlar da elimizde.
  • Ekonomi ve toplumla ilgili tahminlerin tarih boyunca genelde yanlış çıktığını söylüyor. Ekonomistler 6 ay sonrasının borsasını bile tahmin edemiyor.
  • ATM örneği: ATM’ler yaygınlaştığında banka veznedarlarının kısa sürede işsiz kalacağı düşünüldü. Tersine, şube açmanın maliyeti düştü, bankalar daha fazla şube açtı ve daha fazla veznedar istihdam etti.
  • Laboratuvarda korkutucu şeyler görüp toplum için felaket senaryoları çıkaran akıllı araştırmacıları eleştiriyor. Truman ile Oppenheimer’ın görüşmesini örnek veriyor. Dünyanın sonu gelmedi, sonrasında gelen Soğuk Savaş’ta iki süper güç birbirine doğrudan saldırmadı. O anda bir bilim insanının bunu öngörmesi çok zordu.

58:26 · P(doom) yerine P(bloom)

  • Oppenheimer bile sonrasını öngöremediyse tahminlerde tevazu gerektiğini söylüyor. “P(doom)” yerine “P(bloom)”: bolluk ve mutluluk ihtimalinin felaketten çok daha yüksek olduğunu savunuyor.
  • Nükleer enerji örneği: atom bombası çalışmaları insanlığın bulduğu en güçlü enerji kaynağını da getirdi. Sonra 40 yıl boyunca çevreci olmadığı düşüncesiyle ihmal edildi. İnsanlığın bu tür hataları fark edip düzeltebildiğini, AI için de böyle olacağını düşünüyor.
  • Güvenlik: Kısa süre önce Rails’te, C ile yazılmış bir görsel kütüphanesiyle ilgili ciddi bir CVE yaşandı. Çözüm bir karantina mekanizması. Mike’ın HotCell adlı bu çalışmayı anlatacağını söylüyor. Mesaj: güçsüz değiliz, eldeki zekâyı savunma için de kullanabiliriz.
  • Jevons paradoksu: 1950’de ABD’de yaklaşık 30.000 banka veznedarı vardı. 2010 civarında bu sayı yaklaşık 40.000’e çıktı.

1:00:49 · Tam iyimserlik için argüman

  • Geleceği kimse bilmiyor. Bu yüzden rasyonel tercih iyimser olmak. Kötümser olup sonuç iyi çıkarsa zaman boşa gitmiş olur. Kötü çıksa bile son günleri neşeyle geçirmek daha iyi. Bunu bir oyun teorisi argümanı olarak sunuyor: tek hamle tam iyimserlik.
  • Bilgisayarda bir “reform” beklediğini söylüyor. Luther’in din adamı sınıfını devre dışı bırakması benzetmesiyle, agent’ların programcılık üzerindeki uzman tekelini kıracağını ve herkesin yazılım yapabileceğini öngörüyor.
  • Artan rekabetten korkulmaması gerektiğini, Rails programcılarının zaten en iyiler arasında olduğunu söylüyor.
  • Yeni nesil örneği: bir çalışma arkadaşının kızı, çocuklar için hazırlanan bir Omarchy sürümünü deniyor. Çocukların öğrendiklerini unutmak zorunda olmadığı için değişime daha açık olduğunu söylüyor.
  • Kapanış: belirsizliğe ve strese rağmen tek seçeneğin geleceği iyimserlikle ve istekle kucaklamak olduğunu söyleyerek bitiriyor.